Content Preview: rss
696 days ago
**** "Kozanın içi karanlık, zaman zaman hiç çıkış yokmuş gibi görünebilir. Aslında tırtıl artık kelebek oluyor. Duraklama artık özgürlüğe dönüşüyor. Derin değişim böyle bir şeydir işte. Hayatını şimdiye kadar yönetmiş olan içsel hükümetin yerine yeni bir rejim gelmiş gibi hissediyorsun. Bir ihtilal başladı. Yeni inançlar biçimleniyor. Dünyanın işleyişine dair yeni anlayışlar oluşuyor. Korkular serbest bırakılıyor ve aşılıyor. Kişisel özgünlüğe daha büyük bir adanmışlık gerçekleşiyor. Hayatımızın geçiş dönemleri her zaman en zengin dönemlerdir. Işığa doğru ilerliyorsun. Karanlıklar geçecek. Kelebek geliyor. Tırtıl ebediyen o kozada kalamaz. Vakti geldiğinde kelebek çıkmak zorunda. ...699 days ago
Sıkı Tut Yüreğini Düşmek; bazen bir daha kalkamamaktır. Bazende, daha iyi kalkmak toparlanmak, eskisinden daha diri olmamaktır ruh için.Elbet beden düşecek toprağa tıpkı bir yaprak gibi. Bir kıvılcım gibi söner bedenler.Elbet bedenler toprak olur. Ya düşen yürekse ve ruhumuzsa ne olur? Yaşamın pırıltılarında esir ettiğimiz sımsıkı tutamadığımız yüreğim ne olur,ah yürekler ne olur? Tutabilmek hayatı ve tutunabilmek biryerlere,birşeylerin ucunda olsa... Sımsıkı tut yüreğini ki tutundum diyebildiğin birşeyin olsun. Her insanın en çok aşina olduğu kadar bir o kadar uzak olduğu menzil değilmidir yüreğimiz ? Ne kadar ara verirse versin insan. birşeye ara vermemeli yüreğine onu hep sıkıca tutmalı ve tutunacak bir yer bir liman aradığında içinde bulmalı onu, coşturmalı değil mi çağlayanları? Açtırmalı tüm lalelezarları yüreğinde. Sıkı tut yüreğini hem de sımkısı kaçmasın . Niye sıkılıyoruz ki ? Neden hezeyanlar neden yüreğimizde med-cezirler ? Galiba tutamıyoruz/tutunamıyoruz, ...725 days ago
Ben seni kocaman bir yürekle sevdim. Gözlerim değil, yüreğimdi seni gören. Sen damarlarımdaki kana karışıp, geldin oturdun yüreğime. Bir başka yerde olamazdın zaten. Sen, benim en değerli yerimde, yüreğimde olmalıydın, orada kalmalıydın. Çok aşka ev sahipliği yapan bu yürek, ilk kez bu kadar kolay kabullendi seni. Herhangi bir konuk değildin artık. Bu yüzden ne ağırlama faslı vardı, ne de uğurlama. O yüreğin gerçek sahibiydin. Şimdi sonbahar, kışa giriyoruz ya... Ben dört mevsim baharı yaşadım seninle. Çiçek çiçek açtın yüreğimde. Gökkuşağı zayıf kaldı, senin renklerin karşısında. Taze bir yaprak gibi yeşildin. Açelya idin pembeliğinle. Üzerine çiğ taneleri düşmüş sarı güldün. Kırmızıydın bir ateş gibi. Ve maviydin... En çok bu renkle anmayı sevdim seni. Denize tutkundum, denizi sensiz, seni de denizsiz düşünemedim. Seni severken dünyayı da sevdim ben, insanları da... Kendime bile dar gelirken, içinde herkese yer olan bir hayatın sahibiydim artık. En kızgın, en tahammülsüz olduğum ...
728 days ago
Rüzgar bu!!! Ne zaman ve nerden eseceğini Hiç bilemezsin. Aşka uzatılan eller de Rüzgar gibi... Ortaya koyduğun yüreğin, Bazen kendini anlatamazsa, Hiç üzülme... Nasıl ki kışları gürül gürül akan ırmak Yaz gelince neye uğradığını şaşırır. Aşkta böyle bir şey... Sanki mevsimler gibi değişken, Günle gece gibi farklı. Sevdası için atıyor bu yürek Diye düşünürken, Bakmışın ellerinden kayıvermiş... Neden diye hiç sorgulama, Nedeni olsaydı; Ayrılıklar olmazdı!!! Madem bu kadar ucuz aşklar Öyleyse yenisini söylemeli!!! Garson..., Bir aşk daha lütfen .



