Content Preview: rss
342 days ago
Kim bilir her gün dünyadaki insan topluluğu kaç milyar iyi dilekte bulunuyordur? Kendisi, ailesi, sevdikleri ve dünya için… Belki mutlu bir yaşam, belki hasta çocuğunun sağlığı, sevgi, güneşli bir gün, kuraklıkta yağmur, dünya barışı… Hepimiz her gün yalnızca kendimiz için değil diğer insanlar için de bir sürü iyi dilekte bulunuyoruz; doğum günlerinde, yılbaşında veya herhangi sıradan bir günde. Anneannelerimiz, babaannelerimiz, dedelerimiz onları her aradığımızda dualar edip iyi dileklerini söylüyorlar. Yeni doğan çocuğa güzel bir ömür, üniversiteye girene başarılı bir eğitim yaşamı, yeni evlenenlere bir yastıkta minimum 40 yıl dilemiyor muyuz? Eğer üretilen her işin, her düşüncenin, her dileğin evrende bir yansıması olduğuna inananlardansanız, an geliyor bütün bu dileklere ne olduğunu düşünüyorsunuz. Eğer üretilen her şeyin bir tezahürü varsa, bugün dünyanın bambaşka bir yer olması gerekirdi. Evet, ne yazık ki beddua ve kötücül düşünceler de var ama kimse birbirine, sabah ...
624 days ago
688 days ago
Hayat ilginç ama sistematik bir fabrika... Bir yandan çok şaşırtıcı, bir yandan da son derece basit bir sistem üzerinde çalışıyor. İnsan makinanın bir ucundan et koyduğunda yapılan ufak süreç değişiklikleriyle ya kıyma çıkıyor ya da sosis, ama asla lahana değil. Klasik atasözü "ne ekersen onu biçersin" yanıltmıyor insanı. Biliyor musunuz herkes sörf yapabilir, hem de herkes! Tek bacaklı da olsa, kör de olsa hayatındaki en çok yapmak istediği şey sörf olan biri için ne bacak, ne de göz engel olamaz. Olsa olsa kendisidir insanı engelleyen. Bir işte gönül yoksa, emek yoksa çıkan ürünün tadı asla "tam kıvamında" değildir. Yani "Pirincin üzerine sıcak su ekle, olsun sana pilav" değil. Pirinci iyice yıkamadıkça, tereyağı ve tuz eklemedikçe, başında bekleyip göz göz olunca altını kısmadıkça pirinç asla hakkıyla pilav olmuyor. Tanrım neden bazı şeyler istediğim gibi gerçekleşmiyor? Neden hayatta bu noktadayım? Neden daha mutlu ve ...
725 days ago
Gece yarısı treni kalkıyor Notaların sessiz ülkesine. Trene yetişmeye çabalayan yaşlı adam Tipinin altında boyunca karlar arasında Fırtınaya karşı düşe kalka zorlukla yürüyor. Sadece sıcağın hayali onu yürüten Elleri ve ayaklarından sonra Beyin hücreleri de donmaya başlayınca Hayal bile kalmıyor artık. Hayal olmayınca yaşam da olmuyor. 27.11.2007 00:25 Yemyeşil bir ormanda uyanıyorum Gök bile yeşil devasa ağaçların gölgesinde Her şey sakin ve huzurlu Allah’ım ne kadar da güzelim Tenim badana vurulmuş duvarlar kadar beyaz. Ellerim ayaklarım hissetmiyor Ama çok dinginim Acı ve mutsuzluk yok. İlahi bir şarkı duyuyorum uzaklardan Ayağa kalkıyorum Yapraklar hışırdıyor Dünyanın en yumuşak rüzgârı esiyor başımın üzerinden Hava ne bir derece sıcak ne bir derece soğuk. Aniden bir kuş ağaçtan uçuyor Ve içimden geçip gidiyor. ...
725 days ago
Aya İrini üstünden son bir kez bakıp dünyaya, Bir sap ot olmak için vazgeçiyorum her şeyden. Sonunda buradasın işte eski tanıdık ölüm, Ve aşağılarda gök ne kadar küçük, ne kadar uzak…



