Content Preview: rss
182 days ago
Insanevladi cezalandirmayi üç sebebten yapar: ögretmek için, intikam için, tehditi ortadan kaldirmak için. Kendimizi ve hayati sinirli anlayisimizda insan zihninin ceza ile sekillenebilecegini ögrenmisiz. Böylece birbirimizi cezalandirmaya baslamisiz ama gene kendi zayifliyimiz ile ceza olgusunu öfke ve korku duygulari ile bütünlestirdigimiz yetmemis saçma cezalar ile basarili olmayi ummusuz. Insanlara küçük odalara hapis edip islah olmasini beklemisiz, kimisinden öyle korkmusuz ki anahtari atmisiz ya da idam etmisiz. Ki bunlar uygarlasmis, aydinlasmis toplumun yöntemleri. çok degil 50 yil önce babanin ya da ögretmenin dayak cezasi kabul gören bir ögretim araci idi. Saniyoruz ki bir kisi yeterince aci çekerse ögrenir. Bu yüzden tarih boyunca insanlara iskence ceza yöntemi olarak uygulanmamis mi? Iste cezayi böyle algilayisimizdan dolayi tanri cehennemden, cezalardan ve acilardan bahsedince kendi kit anlayisimiz ile öfke ve intikami cezadan ayirmadan düsünüyoruz. Cehennemi mehramet ...
361 days ago
Beni MSNde gören birçok erkek arkadasimin selamlasmadan sonra ilk sorduklari genelde "kizlar nasil?" oluyor. Iste raporum, Türk erkegine feda olsun... Ama birazdan okuyacaklariniz sizi hayal kirikligina ugratabilir çünkü buradaki kizlarin oradaki ya da suradaki kizlardan pek farki yok. Hatta ayni bizim üniversite gibi gayri-ciddi bölümlerin kizlari okula pek bir stil gelirken bilim yapilan bölüm kizlari daha bir agir-basli. Mesela benim kampüsüm baska yerde ve geçen orada mini-etekli bir kiz görünce WinSan'da görmüsüm gibi etki yapti. Yagmurda, disarda... bir taraftan rüzgara karsi etegini tutarken bir taraftan da sigarasini içiyordu. Parmak basabilecegim bir farklilik varsa o da mini-etek mevzusu... O tarz yapan kizlarin bazisi günes azcik yüzünü göstersin hemen etek boylarini kisaltiyorlar. Ve tabii Türk kizlarinin geneli ile karsilastirilinca daha bir cesurlar lakin fantezilerinizi bozmak istemem ama "cesur" kelimesini iyi bir anlamda kullandim, tabii ...
372 days ago
Asagidaki maddeler 12 yildir Paris'de yasayan Ingiliz Stephen Clarke'in 2006 yilinda yayinladigi kitabindan alintidir yani benim düsüncelerimi yansitmamaktadir. Things that the French are right about: An adulterous politician is probably no more corrupt than a monogamous one. Just because a man compliments a woman, it doesn't mean that he is planning to rape her. Getting out of Vietnam in 1954 was a pretty good idea. Invading Iraq was not such a good idea. If a country's schoolkids are taught mathematics to good level, its technology industries will never lack qualified engineers. Children do not die if they stop eating French fries for a week. Spa holidays should be available as state-subsidized medical treatment. If you have a regular office job, there is no point working on Friday afternoons. Putting foreign words on menus does not make the food taste better. If you invest money in railways, they are more efficient. All you ...
392 days ago
Kocaeli Universitesi ile Université de Metz'i karsilastirmam gerekirse... UnivM sehrin tam gobegine kurulmus, bildiginiz gibi KOU ise sehirden en az 30dk uzakta. KOUnun sahip oldugu manzara hosunuza gidebilir, UnivM'nin yanindan gecen otoban sizi rahatsiz edebilir ama yine de sehir merkezinde olmak guzel birsey. UnivM'nin ogrencilerine verdigi yurtlar eski binalarda, ortak tuvalet ve duslarin sayisi az ve pis denilenebilir. Bildiginiz gibi KOU devlet yurtlari ise gayet guzel, aydinlik ve 4 kisiye bir tuvalet dusuyor. Ama yine Metz'de odalarin tek kisilik olmasi daha guzel birsey. UnivM'in yemekhanesi gayet kaliteli ve zengin bir menu sunuyor. KOU'nun yemekhanesi her ne kadar Turkiye geneline bakinca iyi denebilse de UnivM ile kiyas kabul etmez. Yine de insan sinirsiz ekmegi ve sulu yemek yemegi ozluyor. UnivM'de kantin diye birsey yok. Bu olguya en yakin ogle tatili sirasinda acilan sandivicciler. Cesitli yerlerde icecek otomatlari var ama biskuvi, sigara, sakiz, kalem ...
401 days ago
4 Ekim 27 gündür buradayim. Düzeni kurdum, sehire alistim. Ve sanki çok uzun zaman geçmis gibi hissediyorum. Hesap edip de bir ay bile geçmedigini görünce sasirmistim. Dil konusu hala benim için önemli bir sorun. Kendimi kisitlanmis hissettiriyor ve her günümü bir maceraya çeviriyor. Ayrica kendimi burada çok vakit geçirmis gibi hissettigim ve daha dil konusunda pek ilerleme kaydetemedigim için vaktimi bosa harcamisim gibi geliyor. Ama düsününce ilk iki hafta gerek evraklar için gerekse yasamsal ihtiyaçlari temin etmek için hep kosturdum. Üçüncü hafta ise sehirde neyin nerede oldugunu ogrenmis, son eksiklerimi tamamlamaya ugrasmistim. Bir bu dördüncü hafta sakin geçti denilebilir ama onda da soguk alginligi kapimdaydi. Neyse ki buraya gelmeden önce süreçin yavas ve mesaketli olcagini biliyordum. Yani sabrim var, hiç birsey planladigimin disina cikmadi. Diger erasmus ögrencilerinden evini ziyarete giden ya da aileleri onlara ziyarete gelen ve ya memleketinin ...



